Arkadaşım DiyabetDiyabetli Çocuklar, Gençler, Aileleri için Eğitim ve İletişim Sitesi  
Sık Kullanılanlara Ekle!
Diyabetle YaşamAileler İçinDiyabet DünyasıSağlık EkibiBize Yazın
 
Güncel

ÖYKÜLERİM

Şeker Bir Hikaye

Zaman 1991 Mart. Dokuz yaşında bir çocuk, her şeyi yeni öğrenmeye başlamış hayatı yeni yeni anlamaya çalışan bir çocuk. Üçüncü sınıf sıralarında henüz ilkokul heyecanıyla derslere sarılmış bir çocuk. Genelde başarılı geçen bütün dönemler gibi bu dönem de başarılı geçmişti. Artık mutlu bir sona yaklaşıyor ve bu sona hazırlık düşünceleri kafasını meşgul ediyordu. Tombul, kırmızı yanakları; maviş gözleri ve sırıtan minik dudaklarından okunabiliyordu. Ağzından eksik etmediği top şekeriyle, her şeyden önce o bir çocuktu. Daha küçük, minik, toparlak bir çocuk.

Sonra, sonra birden halsiz, yaşama sevincini yitiren bir çocuk oldu o. Artık her zamanki top şekeri ağzında değildi servisine binerken. Annesi endişelendi, korktu önce ama bir de şöyle düşündü: "Acaba tiyatro muydu bütün bunlar?" Hayır, canı toparlağı yalan söylemezdi ona. "Bir doktora baktırmamız gerekiyor" dedi. Şans mıdır? Mart ayında bir gün kardeşi hastalandı. Anne düşündü: hem onu da kontrol ettirebilirdi bu sayede. "Anne nereye gidiyoruz?" , "Hastaneye gidiyoruz yavrum." "Ama anne ben oraya gitmek istemiyorum." Kardeşini götürüyoruz yavrum." Düşündü çocuk : O sevmediği istemediği , kötü kokan yere gidiliyordu. Korku yoktu içinde. Çünkü hasta olan kardeşdi. Biliyordu orayı. Ha! Ha! İntikam dolu bakışlarla baktı kardeşe. " Gül bakalım, gül. Sana iğne yapılınca ağlayacaksın ve de o zaman ben güleceğim sana" Gelinmişti sonunda. Kardeşe baktırıldı bir de iğne yaptırıldı. Ağlayan altı yaşında bir yüz o an. Ha! Ha! Ne kadar komikti. "Hayır anne, hasta olan kardeş; ben iyiyim bak!" Ama kaçınılmaz son. Tombul kırmızı yanaklardan süzülen iki damla ve "Anne anne!" sesleri. Kızgınlık ve kin dolu bir çocuk o an."Neden? Ama neden? Hasta olan kardeş; bana niye?" ... diye sorulan birçok soru ve fısıldaşan sözler. Bir saat zaman zarfında, oynayan , koşan iki çocuk vardı. Onları izlemeye devam etti. " ben oynamıyorum" dedi çocuk. Kardeşi " Ama neden?" derken çocuk koştu ve annesine : "Anne haydi gidelim artık hem baba da gelmiştir eve"dedi. Anne istemez miydi gitmeyi? Savuşturdu. " Tamam şimdi gidiyoruz." Doktor çağırdı anneyi. Konuştular Anne yıkılmış çıktı odadan. " Anne gidelim haydi!" cevap gelmedi. " Anne neden üzgündü acaba?" diye düşündü çocuk. Çocuk, anne ve kardeş hastanenin koridorunda gözden kayboldular. Bir odanın önüne geldiler. Çocuk yazıyı okudu: " Yoğun bakım Ünitesi." Bir yatağa yatırıldı. Yorgun, üzgün, şaşkın ve çaresiz doktorların yaptıklarını izliyordu. "Anne eve gidelim," dedi, içindeki son cesaret parçasıyla. Anne geçiştiremiyordu artık. " Burada kalacağız yavrum." Çocuk mecbur ve karamsar; ama olsun, "Anne yanımda nasıl olsa" diye düşündü. Doktor geldi o an yanına. "kelebekleri getirin, takalım," dedi. Hemşire: "Her ikisi de mi efendim?" Çocuk heyecanla, " hani nerede kelebek, ben de bakabilir miyim doktor amca?" Doktor, "Elimdeler. Şimdi vereceğim onları sana" Birden sevindi. "yaşasın." dedi içinden. Eline kelebek alacaktı ... Kelebekler iki koluna takıldı. Çocuk sinirli, " Hani be? Bunlar ne biçim kelebek? Renkli bile değil bunlar. Kara şeyler. Hem benim bildiğim kelebekler ısırmazdı. Ben bunu istemiyorum anne, anne! Bunlar canımı yakıyor ," dedi çocuk ve o gün ikinci kez doluydu maviş gözleri. Anne çaresiz izliyordu yapılanları. Onun da içi parçalanıyordu ama yapabileceği bir şey yoktu. Anne yavrusunun minik ellerini öptü ve yanı başına oturdu. Minik uyuyakalmıştı. Şimdi yavrusu rüyalarla oynuyor, tatlı rüyalar görüyordu. Bugünü unutmuş, belki mutlu okul günlerini, belki mutlu gülüşlerini, belki de gülücük dolu annesini öpüyordu rüyasında. Kim bilebilirdi ki? Sabah tombul, şiş gözlerini açtı ve o an güneş öptü kırmızı yanaklarından. "Anne acıktım," dedi küçük çocuk. Anne, "Tamam yavrum, bekle bir dakika," dedi. Gitti ve doktorla bir şeyler konuştu. Geri geldi. Yanında hemşire vardı. Hemşire; "Hadi bakalım anneyi bir kere öp de görelim," dedi. Çocuk şaşkın; "Anne neden hemşire seni öpmemi istiyor?" Anne; " Boşver. Hadi öp de görsünler," dedi. Çocuk uzandı, uzandı ve gül yüzden doyasıya öpücük aldı. O an " Off! Anne beni bir şey ısırdı." dedi. Anne: "Bakayım. Hani ama bir şey yok ki orada" dedi. Kandırmayı başarmışlardı çocuğu. Bir hikaye okumaya başladılar beraberce. Çocuk sık sık, " Anne yemek nerede kaldı?" diye soruyordu. Çocuk bir anda " Yemekçi amca, yemekçi amca!" diye bağırdı. Anne: "O da kim?" diye sordu. Çocuk: " Baksana o amcaya yemek dağıtıyor. Yemekçi amca olmasa yemek dağılır mı?" diye çocuk. "Anne bir daha gözünü boyama; kırmızı kırmızı korkuyorum." Anne uyumamıştı gece boyunca. Sürekli bir anda olan, daha rüya mı gerçek mi? belli olmayan bu karmaşık hastalığı düşünmüştü gece boyunca. Yavrusunun açılan üstünü örtmüştü. Dolayısıyla uykusuz kalmış ve gözleri kanlanmıştı. Onun düşündüğü tek şey toparlak yavrusuydu şu an. Yemek yedikten sonra kapanmış minik dudakları. Tatlı bir uyku ve tatlı rüyalar gene. Küçük mimikleri izleyen kanlı gözler. Anne düşünceli ve yorgundu. Şimdi aklına gelmişti, komşusuna bıraktığı diğer yavrusu. Koştu ve telefonu kaldırdı. Bir sormalıydı onu. Ne de olsa o da bir diğer canıydı onun... Biraz rahatlamış olarak, oğlunun yanı başına geri döndü. Bununla beraber günler de döndü, döndü ve döndü... Artık yazısını pembe, büyük yatağında yazıyordu; ödevini hemşireyle yapıyordu çocuk. Bir gün çocuk hemşiresiyle resim yaparken gördü onu ve bağırdı: " Baba! baba! baba! Sonunda babası seyahatten dönmüştü ve çocuk o geniş omuzlardaydı şimdi. "Buradan bütün hastaları görebiliyorum," dedi çocuk ve öptü, öptü, öptü yanaklarından doyasıya. Artık daha da mutluydu. Onun hem babası, hem annesi yanındaydı artık. Ailesinin sıcak ziyaretleri ve kitaplar, çocuğun sıkıcı günlerinde açan güneşlerdi. Ya oda arkadaşları? Onlar olmasalar nasıl dayanabiliri bu zor günlere!... Günler gene birbirini kovalamıştı. O gün arkadaşlarıyla pencereden bakıyordu çocuk, demir telli pencereden. Dışarının güneşi vurmuyordu belki yüzüne ama o bakarken mutlu görünüyordu. O gün güneş sanki her zamankinden fazla parlak ve yakıcıydı. Ama o bunu hissedemiyordu. Bir dışarıda olsaydı. "Baban geldi, baban geldi!" dedi arkadaşı. "Hani nerede?" dedi çocuk. " Şimdi kapıdan girdi, gördüm onu, gördüm onu!" dedi çocuk. Beş dakika bekledi kapıda. Acaba hala neden gelmemişti? " İşte geliyor" dedi sevinçle. " Baba neden bu kadar geç kaldın?" dedi çocuk . Baba: "Doktorla konuştum. Çıkıyorsun," dedi. Çocuk birden durakladı ve sevinçle zıpladı, zıpladı. Hemen hemşireyle beraber eşyalarını topladı. Arkadaşlarıyla vedalaştı. Kapıdan koşuyordu ki aklına geldi. Doktoruyla vedalaşmayı unutmuştu. Hemen koştu ve onlarla vedalaştı. Sonra koştu. 32 gün önce girdiği kapıya koştu. Öyle mutluydu ki anne ve babasını arkada unutmuş hemen dışarı çıkıp, güneşe yönelmişti, sıcacık güneşe. Bu arada boşluğa yaş bırakma sırası anne ve babadaydı. Çocuk düşündü: Artık kardeşiyle oynayabilecek, yatağında yatabilecek ve dostu Sinan'ı görebilecekti. Arabada daha heyecanlandı. Biraz sonra evdeydiler. Sonunda evdeydiler, evde. Kardeşi öptü, çocuk öptü. Ha! Ha! Sinan da oradaydı işte. Çocuk: " Anne ben Sinan'la oynayacağım" dedi. Anne: " Dur, önce bir dinlen!" dedi ama onu durdurmak mümkün müydü şu an?

Zaman 1996 Eylül. On dört yaşında bir genç. Liseye başlamış; gül yüzlü, bilgi isteyen bir genç. O artık bir genç, bir çocuk değil. Hayatın bulmacasını çözmeye hazırlanıyor. Ama gene de o bir genç her şeyden önce. Diyabet artık onun bir parçası. Alışmış ve sakin bir yaşamı var onun artık. Ama o; ne tel örgülü pencereyi, ne de çile çeken annesini unuttu. Şimdi anne ve babasıyla mutlu bir yaşamı var. Diyabet onun ikinci kardeşi ve bu da şeker bir diyabet hikayesi.

Tolgahan Ekiz,
14 yaşında İstanbul

* Bu yazı Çocuk ve Adolesan Diyabetikler Derneği tarafından düzenlenen "Diyabetim ve Ben "konulu yarışmada dereceye giren ilk beş eser arasında yer almıştır.



 

Diyabet Yaşam Dergisi
Sayı 01

Türkiye Diyabet Vakfı
Dergi içeriği ve abonelik formu için...
Detay
 

Akıl Defteri

Diyabetli çocuk ve gençlerin kullanacakları temel bilgileri içeren zengin bir kaynak...
Detay
 

Diyabetli Çocuuğu Büyütmek

Diyabetli çocuk bakımında aileler ve sağlık ekibine destek...
İndir
 

Diyabetle Büyümek

Diyabetli çocuk ve gençlerin katkılarıyla; onların mesajlarından, yazılar...
İndir
 

Tip 1 Diyabet

Çocuklarda, Adolesanlarda ve Genç Erişkinlerde Tip 1 Diyabet...
İndir